Search This Blog

Loading...

- Spoiler -

Inarritu ve Javier Bardem diyince akan sular durdu.

Filmin konusunu çok da okumadan filme hemencik gitmek istedim.

Pero, estupendo! 

Yahu, Bardem oyuncu olmak için doğmuş. Kusura bakmayın ama bu adamı çekici filan bulmuyorum. Sadece ve sadece oyunculuğuna hayranım. Psikopatı oynarken de doğal, dönem filmlerinde ezik karakterleri canlandırırken de. Onu izlerken film izliyormuş gibi izlemiyorum. 

Filmde genel itibariyle herkes güzel oynuyor. Mateo'nun masum bakışlarına da öldüm, Ige ve Marambra'nın çaresizliklerine de. 

Sayın Iñárritu, filme kendinden bir şeyler koymasan, gizem katmasan olmaz, biliyorum. Gerçekdışılığı gerçeğin içinde sevmeyen ben, filmlerinde bu kuralımı yıkıyorum.

Eh be Barselona, sana ne demeli. İki yılımın şehri. On yılımın şehri. Beni ben yapanlardansın. İşte tüm güzelliğinin içinde bir de filmdeki gibi gerçekler var. 

Raval'da bir gün yürürken bir dükkanın kapısı açıldı. İçeride onlarca yaşlısı, genciyle Çinli vardı. Orası bir evdi! Vefat eden halamın da eskiden evi bu şekildeydi, sonra para biriktirip kendilerini kurtardılar. O an Çinli aile için de aynı şeyleri diledim.

Ve Afrikalılar... Çantaları polisi görünce kaçmak için koydukları bezler ve korku dolu bakışları... Selanik'te bu adamlara kötü davranmıyorlar sanırım. Gerçi ben Barselona'da kötü davranıldığına şahit olmadım, birkaç kere kaçtıklarına şahit oldum.

Film sanırım Parc Guelle'e yakın yerlerde çekilmiş. Oraları da iyi bilirim, La Rambla'nın arka sokaklarını da.

Darmstadt'ta Çinlilerin çalıştıkları bir fabrikaya sabahın köründe gitmiştik, ama oradaki durum nispeten iyiydi.

Film bana pek çok şeyi hatırlattı. (Özellikle Uxbal'in kızdığı insanların boğazlarına ve yüzlerine saldırması.) Uxbal'ın battaniyesinden de vardı bende. Belki de IKEA'dandır.

Uxbal arada Mol be diyerek Katalanca bildiğim ender kelimelerden birini söyleyerek Katalan olduğunu deşifre etmiştir.

Belki de daha söyleyeceklerim vardır.

Alt kültürler, göçmenler, yoksullar... Seviyorum.

- Spoiler - 

0 comments: