Search This Blog



Well, we Turks give each other chocolate or candy during the Ramadan Holiday. Imagine almost each house receives three boxes of chocolate on average from different families. And what to do with the papers in the chocolate boxes? You know, those shiny, soft, good quality papers which are placed between the box and the chocolate pieces in order to prevent the chocolates to stick to the inner top of the box (inside the cover). Yeah, I mean those papers. I do not throw them away :D I keep them for making "pieces of art". Also, you know that most of the stockings have a white hard paper inside the package. They are usually folded around those papers. I keep those ones as well... I put the last pieces of these two sorts of papers on a table on which I have a small sculpture of an African American boy playing saxophone. When I entered my room today, I saw a brown, a white paper and next to them the saxophone player. Eureka! I said I will quickly prepare the face an African American boy. (No offense, I love the African Americans) I have attached the photo of the piece of art (!) I created, (It can of course not be called a piece of art; I've just prepared something cute.) and also the photo of the materials I used. I really like to create things, though sometimes just for fun. ------------ En turco, una otra version:

Şeker Bayramı geçti. Baktınız evde daha önce hiç duymadığınız markaların yaldızlı çikolata kutuları var. Onların içinde yumuşak kağıtlar oluyor. Adları her ne ise, ben bilmiyorum. Bu kağıdı aldık mı? Aldııık. Bu biiir. Bir de kızlarımız bilirler, bazı külotlu çorap (çok saçma bir ad bu, çoraplı külot neden değil? diyelim ki onu külot olarak giyen var çorap olmasından çok.) paketlerinde bembeyaz bir kartonumuz oluyor. Onu da atmıyoruz. Bunları kullanıyoruz, çikolata kağıdından insan yüzü şeklinde bir parça kesiyoruz, kartona da göz çizip kesiyoruz. Gözlerimizi çikolata kağıdına yapıştırıyoruz. Çikolata kağıdına insanımızın konuşması için ağız çizip maket bıçağıyla açıyoruz. Ne güzel oynar çocuklar böyle... Şu ana kadar hiç izlemediğim ama varlığından haberdar olduğum Derya Baykal'ın programına buradan rakip oluyorum. Hodri meydan! (Övünmek için söylemiyorum ama ben gerçekten senelerdir televizyon izlemiyorum; öyle bir alışkanlığım yok, istediğim dizileri internetten izliyorum, kalan programların eksikliğini de duymuyorum. Zenci bir bebe evlat edinmek istiyorum yıllardır. Böyle de faşizan bir isteğim var. Evlat edineceksin ırkı, rengi, dini fark etmemeli. Bir arkadaşım bana 'edin edin de sonra sana "Sorry, mama, cleaning out my closet' diye şarkı yazsın." demişti, değişik bir yaklaşım.)

2 comments:

djelibeybi said...

labels: derya baykal ı görünce bi irkildim.

Ido Atlasian said...

"severek izliyorum" diyerek yüreğini hoplatırdım ama bir kez denk bile gelmedim.

ben hala onu Ferhan Şensoy'la oynadıkları reklam zamanından hatırlıyorum.

beni uzaylılar kaçırsalar, birkaç sene sonra dünyaya geri getirseler ancak bu kadar ilgisiz olurdum medyaya :)